8 Aralık 2011 Perşembe

KIRAÇ - DERİNDEKİLER (2011)

Kıraç'ın yeni albümü Derindekiler 3D teknolojisiyle birlike çıktı. Uzun uzun yazmak istemiyorum. Kısaca, Kıraç'ın en kötü albümüyle karşı karşıyayız. Albümde bir tane vasat diyebileceğimiz bir şarkı bile yok. Tamamen özensiz bir çalışma. Yine de edinmek isteyenler buraya tıklayabilirler.

25 Kasım 2011 Cuma

ALBÜMLER 1-ERKİN KORAY - SİLİNMEYEN HATIRALAR (1983)

Sanatçı: Erkin Koray
Grup: Solo
Tarih: 1983
Firma: Uzelli
Söz-müzik:
-Silinmeyen Hatıralar: Rüştü Demirci
-Yalnızlar Rıhtımı: Kemal İnci
-Öksürük: Söz: Şadi Karsel - Müzik: Erkin Koray
-Sevdiğim: Söz: Sabahat Şenay - Müzik: Özer Şenay
-Sanma: Söz: Yavuz Laçin - Müzik: Erkin Koray
-Ay Bir Tane: Söz: Erkin Koray
-Sevince: Söz: Erkin Koray - Müzik: Oruç Nida
Plak: Toplama kaset (Almanya basımı)

Özellikle 70'lerin sonu ve 80'lerin ilk yarısı boyunca Türk müziğinde ne kadar önemli sanatçı varsa hepsi Almanya'da çeşitli albümler basıp bu albümleri Türkiye'de basmamışlardı. Bu eksikliğin nedeninin hem yaşanan ekonomik krizden dolayı Türkiye'de zaten albüm satışlarının yoklara doğru seyretmesi hem de darbe döneminden dolayı özgür bir icra ortamının bulunamaması olduğunu tahmin ediyorum. Fakat müzik tarihimizde birçok konuda olduğu gibi bu konuda da, kaynak kıtlığı nedeniyle fikirlerimiz tahminden öteye gidemiyor.

Bu tip kayıp albümlerden biri de Erkin Koray'a aitti. Sanatçı, Almanya'da çıkan albümlerinin büyük bölümünü zaten Türkiye'de de yayınlattığı için bu konudaki "en masum" isimlerden biridir. Fakat Silinmeyen Hatıralar albümü, Koray'ın ülkemizde sürekli olarak basılmayan yegane albümü olarak kaldı.

Silinmeyen Hatıralar, 1982 yılında çıkan Benden Sana isimli, Erkin Koray'ın dönüş albümünden sonra yayınlandı. İçeriğindeki şarkıların müzikal yapıları da Benden Sana'nın kayıtları esnasında bu şarkıların da kotarıldığını açıkça belli ediyor zaten.

Albüm 10 şarkıdan oluşuyor. Bunlardan, Hayat Bir Teselli ve Gönül Salıncağı aynı adlı 45'liğin tıpkıbasımı. Önceki versiyonundan farkı olmayan diğer bir şarkı ise Benden Sana'daki Ankara Sokakları. Bu şarkıların dışındaki 7 şarkı da bildiğimiz versiyonlarından farklı.

Silinmeyen Hatıralar, Erkin Koray'ın 1973 yılındaki Mesafeler 45'liğinin arka yüzünde yer almıştı ilk olarak. Koray, daha sonra bu şarkıyı Benden Sana albümünde de kullandı. Sözünü ettiğimiz aynı adlı albümde ise Benden Sana versiyonuna göre ekstra mixlenmiş bir versiyonu var. Şarkı sondaki soloya kadar aynı haliyle sürüyor. Fakat finalde, Benden Sana'da fade out'la kesilen org solonun tam hali mevcut. Bu solo şarkıya arabesk havasının üstüne bir de Hint müziği lezzeti katıyor.

Albümün ikinci farklı şarkısı Yalnızlar Rıhtımı. Koray, bu şarkıyı yalnızca 1974-Elektronik Türküler albümünde yorumlamıştı (Sonradan ortaya çıkan demo versiyon haricinde). Aslen Kemal İnci'ye ait bir kent türküsü olan Yalnızlar Rıhtımı o ilk versiyonunda rock motifleriyle ve hafif müzik havalarında işlenmişti. Silinmeyen Hatıralar'daki versiyon ise altyapı-üstyapı ayrımı gözeten tam bir Anadolurock formatıyla hazırlanmış. Koray'ın bizzat çaldığını düşündüğüm elektro ve solo bağlamalarla ilerleyen şarkıda ilk versiyondaki gibi piyano eşliği yok. Elektro gitar ise şarkının bölümlerini birleştirmek için doğaçlama sololar atıyor. Bu bağlama ve gitar kullanımına örnek olarak Olmayınca Olmuyor isimli son 45'lik şarkısını da örnek olarak verebiliriz. Şarkıda ayrıca "dalgalar kucağında" şeklinde olan bölüm "martılar kucağında"ya dönüşmüş durumda. Her iki versiyonu karşılaştırırsak ilk versiyon daha kompleks daha profesyonel bir düzenleme içeriyor ama bu ikinci versiyon da tam bir deneysel müzik örneği olmuş. Kendi açımdan her ikisi de mükemmel diyebilirim.

Sıradaki şarkı Öksürük. Ya da orijinal adıyla; Geliyor. Erkin Koray'ın dayısı Şadi Karsel'in yazdığı bir şiirin üzerine atonal geri vokaller işlenerek Tutkusu albümünde bu şarkıya yer verilmişti. O versiyonda net bir besteden bahsetmek pek de olası değildi ama Silinmeyen Hatıralar'daki versiyonu bu "önemsiz geçiş şarkısını" dört başı mamur bir İngiliz-rock şarkısı haline getirmiş. Koray'ın şiirin ardına yerleştirdiği ve daha önceki albümlerinden farklı çaldığı gitarlarla atak davulların mükemmel bir bileşimi var Öksürük'te. İnsan, Öksürük'ü dinlediğinde bu albümün Türkiye'de neden seri bir baskıya girmediğini gerçekten de anlamlandıramıyor doğrusu.

Öksürük'ten sonra sırada Sevdiğim var. Özer Şenay ve eşi Sebahat Şenay'ın 1976 yılında Erkin Koray'a verdikleri bu muhteşem şarkı daha sonra Benden Sana için yeniden düzenlenmişti. Silinmeyen Hatıralar'daki Sevdiğim de o versiyonun mixlenmiş hali zaten. Şarkıda farklı olan kısım introdaki uzun sololara eklenen bölümler. Sözlü kısma geçtikten sonraki bölüme dokunulmamış. İlk dinlediğimden bu yana hep çok sevdiğim intro bu haliyle daha anlamlı, daha bütüncül görünüyor. Koray'ın malum gitar şovu bu haliyle daha da büyüleyici diyebilirim.

Sırada Sanma var. Albümde mevcut değişikliklerde en tatmin olamadığım şarkı da Sanma'ydı. 1977'deki Tutkusu albümü ve beraberindeki 45'lik versiyonundan temelde çok da farklı olmayan; sadece org eklenip biraz da hızı yavaşlatılmış bir versiyon bu. Rock'tan çok arabesk bir hava mevcut şarkıda. Benden Sana kayıtlarıyla birlikte kotarıldığı da kullanılan klavye tonlarından çok belli zaten. Şarkının, orijinalinden farklı olarak en kıymetli noktası sondaki gitar solo. Tam bir Koray imzası diyebiliriz bu solo için.

Sanma'dan sonra Ay Bir Tane var. Bu albümdeki farklı düzenlemeler arasında daha önceden dinlediğim tek şarkı buydu. Ay Bir Tane, Benden Sana albümünde yer alan arabesk bir şarkı. Ud ve org üzerine yazılmış dumanlı sözlere sahip eser, bu versiyonda orijinalinin mixlenmiş haliyle karşımıza çıkıyor. Her şeyden önce "Vebali boynunadır senden çektiklerimin/Beni bundan kurtarsın diyerek ettim yemin" şeklinde ekstra bir bölüm var şarkıda. Bunun dışında ortadaki solo, orijinaline göre daha uzatılmış ve LP kaydında sonda bir anda fade out'a geçen kayıt burada tamamlanmış. Her haliyle ilk versiyonu silip yerine bu versiyonu koymamızı gerektirecek bir şarkı olmuş kısacası.

Albümde farklılaştırılmış son şarkı, meşhur Sevince. 1975 yılında 45'lik kaydı olarak basılmış bir arabesk şarkıydı Sevince ve son yıllarda dizilerdeki kullanımıyla bir anda popüler olmuştu. Bu versiyon, orijinalinden tamamen farklı. Koray burada biraz demo kayda giren enstrümanist edasıyla yapmış şarkıyı. Ud, cümbüş ve perküsyondan aşka herhangi bir müzik aleti kullanılmamış. Yer yer detone olmaktan direkten dönen bir vokale sahip olmasıyla da şarkının üzerinde herhangi bir temizleme yapılmadığı belli oluyor. Açıkçası ilk versiyonu aratan ama yine de kendini defalarca dinletecek bir yorumu var bu şarkının da.

Böylece bugüne kadar yasal olarak piyasaya çıkmış tüm Erkin Koray şarkılarını nihayet edinmiş oldum. Bu son albüm ise sevgili Hakan Tuna'dan bir armağan. Kendisine de belirttiğim gibi, böyle bir armağan için teşekkür bile yetmiyor. Ayrıca kapak fotoğrafı için de Diskotek'e teşekkürü bir borç bilirim.

25 Şubat 2010

Albümdeki şarkıları buradan indirebilirsiniz.

23 Kasım 2011 Çarşamba

7-ERKİN KORAY - BİR EYLÜL AKŞAMI/IT'S SO LONG (1966)

Sanatçı: Erkin Koray
Grup: Solo
Söz-Müzik: Erkin Koray
Yıl: 1966
Firma: Melodi Plak
Plak: Telifli 45'lik
Bulunabileceği Albüm: Yok

Erkin Koray'ın ilk plağı... Kendisinin albümlerini 1995'den beri toplamama rağmen gözümle görmediğim tek 45'lik olarak kalmıştı. Nihayet geçtiğimiz Kurban Bayramı haftasında Ankara'da sahaflarda Robert Bloch'un Psycho/Sapık kitabını ararken tesadüfen yeni açılmış bir plakevi gördüm ve içeri daldım. Plakevi'nin birçokları gibi "sadece tüccar" olmayan aynı zamanda bu işlere meraklı ve gerçekten de bilen sahibi Ömer Gökdemir bana aradığım bir şey olup olmadığını sordu. Hazırlıksız yakalanmıştım. Kitap ararken plakçı görünce aklıma ilk gelen plağı sordum. Bir Eylül Akşamı'nı... "O yok" diye bir cevap beklerken "var ama biraz pahalı" dedi Ömer Bey. İncelediğim plaklardan kafamı kaldırıp "nasıl yani" der gibi baktım. "Şimdi burada var mı?" dedim. "Evet" dedi ve plağı çıkarıp bana verdi. O gün nihayet Koray'ın tüm çalışmalarını görmüş bir dinleyicisiydim artık. Fotoğrafını çekebilir miyim dedim, tabii dedi. Ama o anki heyecanla plakla birlikte fotoğraf çektireceğime sadece plağı (üstteki foto) çektim.

Ömer Bey'le plak hakkında konuştuk. İyi kondüsyona sahip bir örneğinin 2250 liraya satılabileceğini söyledi. Elimdeki örneği ise biraz çizik olduğu için 1750 liradan satıyormuş. Zaten bu plağı kimse dinlemek için almayacaktır. Zira şarkılar bu yazının altındaki linkte de olduğu gibi konunun meraklısı çoğu kişide mevcut.

Ömer Gökdemir'le beraber bir muammaya daha son noktayı koyduk. Bu plağın çıkış tarihi için 1962 ve 1966 tarihleri arasında gidip geliyorduk. Ömer Bey, Melodi Plak'ın katalogunu görmüş birisi olarak 1966 'nın doğru tarih olduğunu söyledi. İkinci basım olabilir mi diye sorduğumda da Balla Balla EP'si ile aynı aya denk geldiği için zayıf ihtimal olduğuna karar verdik. Yine de o döneme dair bir yazılı belgeyle 1962 tarihine dair bir kanıt çıkarsa yukarıdaki tarih bilgisini değiştirmeye hazırız elbette.

Kafamı kurcalayan bir başka sorunun da cevabını o gün öğrendim. Evet, plağın kendine özel bir kapağı yoktu maalesef. Firma kapağı dediğimiz üzerinde sanatçıya veya şarkılara dair bilgi olmayan, standart, o firmadan çıkmış farklı sanatçılara da aynısı düzenlenen bir kapağa sahipti. Anlaşılan Erkin Koray, bu konuda Barış Manço'dan daha şanssızdı. Çünkü Barış Manço'nun ilk 3 45'liği aynı kapakla çıkmış ama hiç olmazsa üzerinde adı ve fotoğrafı yer almıştı.

Plakta a yüzündeki Bir Eylül Akşamı'nın en önemli özelliği o dönemde Türkçe bir şarkıyı hem de pop düzeyinde söylemek ayıp sayılırken piyasaya verilebilmiş olmasıydı. It's So Long da teknik açıdan öncü bir şarkı sayıldı. Beatlesvari bir düzenlemeyle ele alınmıştı şarkı. Her ikisi de Erkin Koray tarihinin en iyi şarkıları olamadılar ama sanatçının ilk plağı olduğu için her daim özel oldular.

Ömer Gökdemir'in Gürkan Plakevi'nden -eğer satılmamışsa- bu 45'liği satın almak isteyenler için:
Adres: Bayındır sk. Adilhan Kitapçılar Çarşısı Kat: 2 Kızılay/Ankara
Telefon: 0312 431 5747

Son olarak buraya tıklayarak şarkılara ve 45'lik fotoğraflarına ulaşabilirsiniz.

15 Ekim 2011 Cumartesi

ERSEN'İN MUCİZE ALBÜMÜNDEN 2 ÇALINTI ŞARKI


Biraz önce Turkish Psychedelic Music adlı blog sayesinde Ersen'in Mucize albümünü ilk defa indirme ve dinleme fırsatı yakaladım. Konuya geçmeden o blogu eski şarkıları ve bu müzik türünü seven herkesin mutlaka ziyaret etmesini öneririm.

Albümde dinlemek için seçtiğim ilk şarkı Dertlerden Usandık oldu. Introsuna girer girmez şarkının açılış bölümünün Kazak halk türküsü, Rus Kızılordu Korosu tarafından aranje edilmiş Polyuşko Polye'den çalıntı olduğunu farkettim. Albümün arka kapağında söz müzik bölümünde arabesk bestecisi Orhan Akdeniz yazıyor.

İkinci çalıntı şarkının hikayesi biraz daha uzun. 70'li yılların başında Mısırlı büyük bestekar Abdülhalim Hafız, Nebditi Mini el-Hikaya isimli bir şarkı besteler. Doğu çalgılarıyla bestelenmiş senfonik bir eserdir bu. Şarkıyı önce Yunanlılar çalar ve Tamavra Matia Su şarkısı oluşur. Ardından da Türkiye'de birçok farklı versiyonu ortaya çıkar. En bilineni Nilüfer'in söylediği Taa Uzak Yollardan'dır. Nilüfer'in Sensiz Olmaz albümünde yer alan şarkı için arka kapakta sadece (Ülkü Aker) yazar. O dönemin aranjman şarkılarında sadece söz yazarının adının yazması müzik kısmına ise hiç değinilmemesi!!! bir gelenektir. Neyse ki herhangi birisinin besteyi sahiplenmemesi de bir tesellidir bizim için. Arabeskte bu şarkının ilk versiyonu Biricik'in söylediği Mucize olur. Plak göbek etiketinde yine söz-müzik: Orhan Akdeniz yazar. Ersen'in Mucize albümünde ise şarkının adı Ayrılık Hasreti olarak geçiyor. Hafız'ın büyük eserini kullananlar bununla da sınırlı değildir. Ferdi Tayfur da Koparma Gülleri şarkısının introsunda aynı ezgiyi kullanır.

Kısacası Ersen'in Mucize albümünde biri Rus şarkısı bir diğeri de Mısır şarkısı olan ve her ikisinin de altında söz-müzik: Orhan Akdeniz imzası bulunan iki şarkı mevcut. Bu durumdan Ersen'i suçlayamayız diye düşünüyorum. Ersen, bu albümü arabeskin tavan yaptığı bir dönemde belli ki Orhan Akdeniz'e "ısmarlamış" ve hiç bilmediği bir alanda sadece gelen besteleri seslendirmiş. Zaten albüm de hiç başarılı olamamış.

Abdülhalim Hafız'ın şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

Diğer şarkıları karşılaştırabilmeniz için de tamamını benim hazırladığım tek bir dosyada aşağıdaki linkten indirebilirsiniz

1-Ersen-Ayrılık Hasreti
2-Ersen-Dertlerden Usandık
3-Andre Rieu-Polyuşko Polye
4-Biricik-Mucize
5-Ferdi Tayfur-Koparma Gülleri
6-Nilüfer-Taa Uzak Yollardan

11 Ekim 2011 Salı

6- ESİN ENGİN - DÖNMEYEN YILLAR/ANKARA'NIN TAŞINA BAK (1974)

Sanatçı: Esin Engin
Grup: Solo
Söz Müzik: Dönmeyen Yıllar: Orhan Gencebay, Ankara'nın Taşına Bak: Anonim
Yıl: 1974
Firma: Şenel Plak
Plak: Telifli 45'lik
Bulunabileceği Albüm: Yok

Çok genç yaşta yitirdiğimiz büyük usta Esin Engin bugün artık unutulmaya yüz tutan sanatçılar arasına girmek üzere. TRT'nin başarılı dizisi Çalıkuşu'na yaptığı jenerik müziği ve Seven Ne Yapmaz da olmasa Esin Engin'in adı neredeyse hiç anılmayacak. Oysa Esin Engin, 70'li yıllarda herbiri birbirinden değerli 45'likler üretmiş, bunun yanı sıra besteci ve aranjör kimliğiyle de diğer sanatçıların plaklarında yer almıştı. Dört başı mamur bir müzisyen olan Esin Engin'in en arada kalmış, en az bilinen 45'liklerinden biri olan Dönmeyen Yıllar bu yazının konusu.

Esin Engin, altın yıllarını 1971'de girdiği Yonca Plak döneminde yaşamıştı. 1973'te bu şirkete yaptığı Yunus plağı da tutulmuş ama Dert Bende 45'liği için Foneks'e geçmişti sanatçı. İşte o 45'likten sonra sürekli olarak firmalarla anlaşmazlıklar yaşaması, 45'liklerinin de tanıtımı için sorun olmaya başlamıştı. Bu yüzden dönemin zayıf şirketlerinden Şenel Plak'tan çıkan Dönmeyen Yıllar pek ses getirmedi.

Plağın a yüzündeki Dönmeyen Yıllar'ın hikayesi ilginç. Orhan Gencebay, bu şarkıyı rüyasında yazdığını iddia ediyor Klasikleri albümünün CD kartonetinde. Ama nedense ilk önce kendisi söylememiş. Seni Buldum Ya gibi valslerinin yanına ekleyebileceği çok iyi bir şarkıydı oysa ki. Gencebay bu şarkıyı Esin Engin'e vermeyi tercih etmiş. Engin, o yıllarda, daha sonra iyice genişleteceği vals ve tango şarkıları üzerine eğilmeye başlamıştı. Dönmeyen Yıllar da tam Esin Engin'e göre bir şarkıydı. Gencebay, şarkıyı 10 yıl sonra 1984'te sadece Almanya'da yayınlamak üzere Ben Topraktan Bir Canım'la beraber 45'lik olarak sundu ve 1988'deki toplama albümü Kördüğüm'de yerli dinleyiciyle de buluşturdu. Eğer bu şarkı daha iyi bir tanıtımla 70'li yıllarda Orhan Gencebay tarafından plaklaştırılsaydı belki de Zeki Müren, Emel Sayın gibi sanatçıların da peşinden koşabileceği bir şarkı olacaktı. Ama başta da dediğim gibi promosyon sorunu yaşayan Esin Engin'in elinde ancak gizli bir hazine olarak kaldı şarkı.

Bu plakta benim asıl ilgilendiğim şarkı ise arka yüzdeki Ankara'nın Taşına Bak. Kurtuluş Savaşı yıllarından kalma anonim bir Ankara türküsü iken 70'lerde sol hareketin marşlarından birisi haline gelmiş. Bugün ise artık sıradan bir nostalji eseri olmaya yüz tutmuş durumda. Ama Esin Engin'in elinde gerçek değerini bulmuş sanki. Esin Engin kendi orkestrasıyla yaptığı ince aranjeyle şarkının bütün ana damarlarını yakalamış. nefesli ve yaylı çalgılarla yakaladığı ahengi mızıkayla süsleyip şarkının o gün için bile var olan nostaljik yanını canlı tutmuş. Üstelik vokal çalışmasında da ne bir eksik ne bir fazla tam anlamıyla rayında götürmüş bütün şarkıyı. Yer yer çift vokalle anlamı derinleştirmiş. Kısacası Ankara'nın Taşına Bak, bir aranje dehası örneği. Kanımca Esin Engin'in en iyi 45'lik şarkısı da bu.

İndirme Linki: http://hotfile.com/dl/132035594/1908e96/1974-_Dnmeyen_Yllar_-_Ankarann_Tana_Bak.rar.html

7 Ekim 2011 Cuma

5- FİKRET KIZILOK - BİZ YANARIZ/SEN BİR CEYLAN OLSAN (1976)

Sanatçı: Fikret Kızılok
Grup: Solo
Söz-Müzik: Biz Yanarız: Aşık Mahzuni Şerif, Sen Bir Ceylan Olsan: Aşık Veysel
Yıl: 1976
Firma: Şah Plak
Plak: Telifli 45'lik
Bulunabileceği albüm: Yok

45'likler serisinde Sezen Aksu, Salim Dündar, Neşe Karaböcek, Alpay ve Barış Manço'dan sonra sırada Fikret Kızılok var. Biz Yanarız, sanatçının en az tanınan ve en az satan 45'liği. Muhtemelen bir önceki yıl çıkmış olan Dar Ağacı 45'liğiyle beraber kaydedilip bir yıl arayla çıkartılmış. Kızılok'un 1974'te iki 45'lik yapıp dağıttığı Tehlikeli Madde grubundan sonra yeniden klasik gitar ağırlıklı plaklar yapmaya başladığı ama bağlamayı da ön plana çıkardığı bir mini dönemden... Dar Ağacı 45'liği dönemin müzik eleştirmenleri tarafından "Fikret Kızılok, tarzına yenilikler katmalı" yorumuyla değerlendirilmişti. Biz Yanarız da aynı eleştiriyi aldı. Bu değerlendirmenin haklı olan bir yanı vardı ama asıl sorun Tehlikeli Madde'yle grup müziği formunun zirvesini yaşadıktan sonra çıkaracağı bir solo 45'liğin etkisinin sınırından bahsedilmemesiydi.

Biz Yanarız, Kızılok'un 3 Veliaht grubuyla çıkardığı 1965 tarihli Belle Marie isimli 45'liği haricinde kapağına hiçbir yerde rastlamadığım tek 45'liği. Sen Bir Ceylan Olsan kısmının plak göbek etiketi de yine rastlamadıklarımdan. Bu bile plağın ne kadar az sattığının en büyük kanıtı. 90'lı yıllarda Kalan Müzik'in 68'ler ikilemesi ve yine aynı şirketten çıkan Gün Ola Devran Döne toplamasında yer almayan ender iki şarkı da yine bu plakta yer alıyor.

45'liğin ön yüzünde diğerine nazaran son derece sıradan bir türkü aranjesi var. Dar Ağacı'yla birlikte ilk defa Mahzuni Şerif türkülerini yorumlayan Kızılok'un bu ikinci denemesi Biz Yanarız oldu. Eldeki boğuk kayıttan vokal gücü net anlaşılmasa da bas gitardan oluşan, vurmalı çalgılar tercih edilmeyen altyapısı şarkının melodisine pek yetişemiyor. Bağlama da Kızılok'un gitarıyla pek uyumlu değil. Bu sebeplerden Biz Yanarız, Kızılok diskografisinin çabuk gözardı edilebilecek şarkılarından.

Bu 45'liğin asıl gücü arka yüzünde.  Kızılok'un 1971-1973 arası sık sık ziyaret ettiği ve bazı türkülerini aranje edip bazı şiirlerini müziklediği Aşık Veysel'in Sen Bir Ceylan Olsan türküsünü mükemmelen icra ediyor. 70'li yıllardaki en iyi türkü düzenlemelerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Özellikle kadife sesini kullanmada bir zirve yaratıyor Kızılok bu türküde. Veysel'in Karacaoğlan ruhuyla yaktığı türküyü modernize ederken bir yandan da vokal gücüyle popüler müzik sınırlarında kalabiliyor. Şarkının vurgusu yüksek bölümlerini çok iyi seçiyor ve duyguyu derinden yakalıyor. Ama ne yazık ki böylesi müthiş bir çalışma günümüz CD'lerine aktarılamadığından genç kuşaklar ve bu müzik türünü seven çoğu kişiye bile ulaşamıyor. Böylece Tehlikeli Madde dönemiyle 1983 yılında müzik türünü baştan aşağı değiştireceği Zaman Zaman dönemine kadar yaptığı tek başyapıtı da güme gitmiş oluyor. Başta da belirttiğim gibi bu 45'lik Kızılok'un hakkında en az bilgi ve görsel materyali olan 45'liği olduğundan şarkıdaki tamburu kimin çaldığı bilgisine de ulaşamıyoruz. A yüzündeki Biz Yanarız'da kullanılmayan tambur, bu şarkıya ayrı bir hava getirimiş. Sen Bir Ceylan Olsan'ı günümüzde en iyi yorumlayan sanatçılardan birinin de Cengiz Özkan olduğunu ayrıca belirtelim.

İndirme Linki: http://hotfile.com/dl/128851951/31e59eb/1976-_Biz_Yanarz-_Sen_Bir_Ceylan_Olsan.rar.html

4- BARIŞ MANÇO - BİNBOĞA'NIN KIZI/AY OSMAN (1971)

Sanatçı: Barış Manço
Grup: Moğollar/Kaygısızlar
Eşlik Eden: Fikret Kızılok
Söz-Müzik: Binboğa'nın Kızı: Barış Manço, Ay Osman: Anonim
Yıl: 1971
Firma: Sayan Plak
Plak: Sanatçıdan izinsiz telifli 45'lik.
Bulunabileceği albüm: Barış Manço-Dağlar Dağlar/Klasikleri CD

1971 tarihli bu 45'lik aslında bir nevi toplama 45'lik. Barış Manço'nun Moğollar'la olan birleşmesinden İşte Hendek İşte Deve/Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle 45'liği çıkmıştı ilk olarak. Grup beraber 3 şarkı kaydetmişti. Bu 3 şarkıdan Binboğa'nın Kızı ilk 45'likte yer almadı. Fakat Sayan Plak şirketi İşte Hendek İşte Deve'nin müthiş satışını görüp hemen arkasına bir Barış Manço-Moğollar 45'liği daha sürmek istedi. Moğollar'ın o süreçte Barış Manço'yla yeni bir plak yapmak yerine Fransa'da isimlerini duyurma sevdası güçlenince Binboğa'nın Kızı tek şarkı olarak kaldı. Bunun üzerine Sayan, arşivden bir Barış Manço-Kaygısızlar düzenlemesi olan Ay Osman'ı çıkardı ve plağın b yüzüne koyup satışa sundu. Manço ve Kaygısızlar 1969'da ayrılmış, Manço Avrupalı arkadaşlarıyla "Ve" isminde bir grup kurmuş ve iki 45'lik de bu grupla çıkarmıştı.

Plağın ana şarkısı olan Binboğa'nın Kızı, undisc bir eser değil. Manço'nun Dağlar Dağlar/İşte Hendek İşte Deve isimli toplama kasetinde ve yine Dağlar Dağlar/Klasikleri CD'sinde bulunabiliyor. Fakat bir zamanlar her yerde rahatlıkla bulabildiğim kaset versiyonu bugün artık piyasada olmadığından şarkı yalnızca adı geçen CD'de yer alıyor. Şarkıyı ilk kez dinlediğim 1995 yılında, yani henüz 12 yaşındayken o kadar da hoşuma gitmemişti. Aradan geçen yıllar içinde de Manço'nun en sevdiğim şarkılarından biri olamadı ama son bir haftadır en sık dinlediğim şarkılardan biri, çünkü içinde Murat Ses'in The Doors-vari solosunu ilk kez farketmiş bulunuyorum.
Binboğa'nın Kızı, özgün bir Barış Manço bestesi. Karacaoğlan şiirlerinden damıtılmış bir hali olduğundan son kıtada ozana da göndermeli bir saygı duruşunda bulunulmuş. Murat Ses'in klavye, Taner Öngür'ün gitar çaldığı ve Engin Yörükoğlu'nun bateride yer aldığı bu kayıt, Manço'dan ziyade Moğollar'ın ön plana çıktığı bir kayıt. The Doors'un klasik başyapıtı Light My Fire'da yer alan elektro gitar-klavye atışma solosu grubu o kadar etkilemiş ki o kalitede olmasa da benzer bir çalışmayı şarkıya entegre etmişler. Ama Ray Manzarek'in rock solosuna nazaran Murat Ses'in çok sevdiği caz sularında dolaşan solosu şarkıyı Light My Fire'dan farklı bir çekiciliğe ulaştırmış. Barış Manço'nun abartısız vokalistliği ve sözlerde yaptığı ince değişiklikler ve ilk iki kıtada şahsına ait olan becerisi de Binboğa'nın Kızı'nı kaliteli bir yerli psychedelic rock şarkısı haline getirmiş.
Plağın diğer yüzündeki Ay Osman, Sayan Plak yetkililerince 45'liğe dahil edilmiş ve daha önce yayınlanmamış bir Manço-Kaygısızlar eseri idi. Her ne kadar bu plağın Manço'dan izinsiz yayınlanması sanatçıyla şirketin arasını bozmuş ve Manço o dönemin en önemli sanatçıların birarada olduğu Yavuz Plak'a geçmişse de bugün, kayıp bir şarkının kendine dinleyici bulması da sağlanmıştı.

Ne ilginç ki plakta Binboğa'nın Kızı şarkısına dair söz müzik bilgileri olmasına rağmen Ay Osman hakkında bu bilgi yer almıyor. Fakat biz bu türkünün bir Orta Karadeniz türküsü olduğunu biliyoruz. En azından sözleri birazcık değiştirilmeden önce. Ay Osman'ı daha önce 1967'de Fikret Kızılok da ilk EP'sinde seslendirmişti. Zaten bu versiyonda da Barış Manço-Kaygısızlar'a mızıka ve geri vokaliyle destek veriyor. Öyle anlaşılıyor ki türkü, Kızılok'un araştırıp bulduğu türkülerden biri. Ay Osman, Binboğa'nın Kızı kadar komplike değil. Daha düz bir düzenlemeye sahip. Mızıkanın domine ettiği düzenlemede Barış Manço da armonik bir vokalle şarkıyı rayından hiç çıkartmadan söylüyor. Kızılok'un vokalinin şarkıya bir tat getirdiğini ama düşük volümlü bir ortaklık oluştuğunu da belirteyim.

3- ALPAY - AYRILIK RÜZGARI/MECNUN DERLERDİ (1975)

Sanatçı: Alpay (Nazikioğlu)
Grup: Oksijenler
Söz-Müzik: Ayrılık Rüzgarı: Alpay-Saint Preux, Mecnun Derlerdi: Talat Kurter
Yıl: 1975
Firma: Yonca
Plak: Telifli 45'lik
Bulunabileceği Albüm: Ayrılık Rüzgarı: Gitme (1992), Mecnun Derlerdi: Yok

Alpay'ın özellikle Oksijenler grubuyla çalıştığı dönemden kalma, ticari ve sanatsal olarak çok tutan bir formülü vardı: 45'liklerinin bir yüzüne Anadolupop türünde ya da ona yakın bir içerikte bir şarkı; diğer yüzüne de pop ya da aranjman türünde bir şarkı yüklemek. Alpay, bu formatı son kez 1975 yılında, o yıl çıkardığı tek 45'lik olan Ayrılık Rüzgarı'nda denedi.

45'liğin ilk yüzünde 1969 Saint Preux bestesi Concerto Pour Une Voix isimli şarkısının  Türkçe sözlerle aranje edildiği versiyonu bulunuyor. Daha sonra Anılarla albümünde Müjdat Akgün tarafından yeniden düzenlenecek şarkının Türkçe sözleri de Alpay'a ait. Ayrılık Rüzgarı, o dönem Türk filmlerinde de bolca kullanılan ezgisi ve Raymond Lefevre'in mükemmel düzenlemesi sayesinde çok tutmuştu. Alpay ise orijinal versiyona daha naif fakat daha yavaş bir tempo kattı ve Anılarla versiyonuna oranla daha düz bir okuma seçti. Kanımca arka yüzdeki Mecnun Derlerdi, daha iyi bir şarkı olmasına rağmen Alpay'ın bu politikası başarılı oldu ve 45'liğin öne çıkan şarkısı Ayrılık Rüzgarı oldu. Şarkıyı daha sonra Müslüm Gürses de söyledi.
45'lğin ikinci yüzündeyse Anadolupop sayılabilecek bir aranjeyle çalınmış mükemmel bir Talat Kurter bestesi yer alıyordu. Daha önceki 45'liklerinde de birlikte çalışan hatta Dağlar Engel Oldu Yol Bulamadım gibi başka bir harikaya imza atan ikili , Mecnun Derlerdi'de dozunda bir ritm duygusuyla çalıştı. Anadolupop'un genel şablonuna çok uygun ve hiç fire vermeyen sözleriyle de söz-müzik uyumu başarıyla gerçekleşmişti. Kişisel müzik seçkilerimde de ilk 100 şarkı arasında yer alan Mecnun Derlerdi, her şeyiyle bir 70'ler şarkısıydı ve neredeyse hatasızdı. Fakat Ayrılık Rüzgarı'nın rüzgarına pek dayanamadı ve pop tarihinin tozlu sayfalarına düştü. Yıllar önce Beyaz Show programlarından birinde, telefonla katılan bir izleyicinin Alpay'dan bu şarkıyı söylemesini istediği ve en sevdiği Alpay şarkısı olduğunu belirtmesini hatırlıyorum.

Mayıs 1975'in sonlarında Ergin Bener'in Yonca Plak şirketinden çıkan 45'lik, haziran ayında listelerde 18.'liğe kadar yükselmişti.

İndirme Linki: http://hotfile.com/dl/131693353/265aaeb/1975-_Ayrlk_Rzgar-_Mecnun_Derlerdi.rar.html

2- SALİM DÜNDAR - CANIM SEVGİLİM/BİRİ VAR (1974)

Sanatçı: Salim Dündar
Grup: Solo
Söz-Müzik: Canım Sevgilim: Selami Şahin
Yıl: 1974
Firma: İstanbul Plak
Plak: Telifli 45'lik
Bulunabileceği albüm: Yok

45'likler serisinin ikinci konuğu; zamanında İspanyol tarzında söylediği yarı arabesk yarı pop şarkılarla isim yapmış bir sanatçı olan Salim Dündar. Dündar, 1972 yılında ikinci 45'liği Kalbimi Kim Çalıyor'la tanınmıştı. Bir yıl bekledikten sonra 1974 yılında bu kez tüm zamanların en absürt plak kapaklarından biriyle donanmış Canım Sevgilim 45'liğiyle karşımıza çıktı.



45'lik o dönemlerde bir gelenek haline gelmiş olan a yüzüne flaş şarkıyı koyup b yüzüne ihtimam göstermeme mantığıyla hazırlanmış. Zira ilk yüzde Türkiye'nin en iyi bestecilerinden biri olduğuna inandığım Selami Şahin'in harikulade şarkısı Canım Sevgilim yer alıyorken arka yüzde isimsiz ve aranje hatalarıyla dolu Biri Var mevcut.



Özellikle Canım Sevgilim'i son zamanlarda dilimden düşürmüyorum. Baha'nın ikinci albümü Aşk Olmazsa'da da yer alan şarkı, Ajda Pekkan'ın yorumladığı Vedat Yıldırımbora bestesi Dert Bende'den sonra kanımca en iyi İspanyol stili pop şarkımız. Coşkun sözlerin altına döşenmiş akustik enstrümanlar ve Salim Dündar'ın hiç aksamayan mükemmel vokali bu yeni tanıştığım şarkıyı bu yılın Top 100 listemde mutlaka varolacağını muştulayan sebeplerle bezeli. Selami Şahin'in en zinde dönemlerinden birinde ortaya çıkan şarkı 45'liği alıp götürüyor.

Arka yüzdeki Biri Var ise başta da dediğim gibi plağın doldurulabilmesi için hazırlanmış slow bir eser. Timur Selçuk tarzı balladlara benzeyen şarkı günümüze kalamamış.

İstanbul Plak'tan çıkan 45'liğin yukarıda da görülen absürt fikrinin Ali Avaz'dan çıktığını tahmin ediyorum. Aslında bir en absürt 45'likler yapma isteği de doğurmuyor değil. Son Olarak Canım Sevgilim 45'liğinin Hey Dergisi'nin en çok satan 45'likler listesinde 74 Nisanının sonunda 6. sıraya kadar çıkmış olduğunu söyleyelim.

İndirme Linki: http://hotfile.com/dl/131656363/154bc7d/1974-_Canm_Sevgilim-_Biri_Var.rar.html

1- SEZEN AKSU - HAYDİ ŞANSIM/GEL BANA (1975)

Sanatçı: Sezen Seley (Aksu)
Grup: Solo
Söz-Müzik: Haydi Şansım: Ayşe Çağlayan-Kristofferson
Yıl: 1975
Firma: Melodi Plak
Plak: Telifli 45'lik
Bulunabileceği albüm: Yok

Bugün popun kraliçesi olarak anılan Sezen Aksu'nun bu 45'liği 1975 yılında ilk kez yayınlandığında rivayete göre 50 tane bile satılamamış. Sezen Aksu'nun beyanına göre plağın en büyük alıcısı da kendisi olmuş zaten ve çoğunu bizzat kendisi satın almış. O dönem enstrümantal müziğin, Yonca Plak'la beraber iki kalesinden biri olan Melodi Plak'ın bir nevi yan ürünlerinin maliyeti için çıkarmaya giriştiği 45'likte Aksu'nun soyadı da kendisinden izinsiz Seley olarak kullanılmış.

45'likteki ilk şarkı, sözleri Ayşe Çağlayan'a ve aranjmanı Doruk Onatkut'a ait olan Haydi Şansım. Biraz, Ajda Pekkan vokal taklidi yöntemi kullanılmış şarkı tam da dönemin pop anlayışının bir türevi niteliğinde. İkinci şarkı Gel Bana ise tipik sevelim, sayalım, mutlu olalım tadında bir şarkı. Plağın kaderi ve şarkıların özellikle de Gel Bana'nın içeriğinin İlhan İrem'in ilk 45'liği Birleşsin Bütün Eller'e benzediğini söyleyebilirim.



Sezen Aksu, bu ilk 45'liğin amatörlüğünü üzerinden çok çabuk atmış ve hemen ertesi yıl, daha profesyonel işlere imza atmış ve Haydi Şansım da Türk Pop tarihinin traji-komik bir sayfasında yerini almış.

İndirme linkihttp://hotfile.com/dl/131652253/fc9e13f/1975-_Haydi_ansm-_Gel_Bana_(Sezen_Seley_Olarak).rar.html